•   0 212 570 80 20
      0 552 223 98 97  



    Programlarımızdan
    haberdar olmak için sosyal
    medyada bizi takip edin.

      


    ZİYARETÇİ DEFTERİ
    Rugem Logo

    MERAKLI KRAL VE YAŞAMIN ANLAMI

    Okumaya, öğrenmeye meraklı bir kral, ülkesindeki tüm bilginleri sarayına çağırdı ve onlardan tüm insanlık tarihini araştırarak yaşamın anlamını bulmalarını istedi. Bilginler otuz yıl çalışıp altı bin tane kalın ciltli kitap yazdıktan sonra kralın karşısına çıktılar.
     
    - Emrinizi yerine getirdik, işte buyurun yazdıklarımız, dediler. Kral,
     
    - Otuz yıl geçti, altı bin kitabı okuyacak zamanım kalmadı, şunu biraz kısaltın, dedi.
     
    Bilginler gittiler, on yıl çalışıp, iki bin kitapla döndüler.
     
    Kral bu arada iyice yaşlanmıştı ve bilginlerin kitaplarına bakıp:
     
    - İki bin kitabı da okuyamam, daha da kısaltın, dedi.
    Bilginler gittiler, iki bin cildi bin cilde indirdiler. Ama kral iyice yaşlanmış, beli bükülmüştü. Bembeyaz sakalı ve titrek sesiyle:
     
    - Bin cilt de fazla, zamanım iyice azaldı. Gidin biraz daha kısaltın.
    Bilginler bir yıl sonra tek bir cilt kitapla geri döndüklerinde kral artık yatalaktı. O koca cildi okumayı da gözüne kestiremedi. Son bir istekte bulundu:
     
    - Çok uğraşıp yoruldunuz ama benim de hiç zamanım kalmadı. Bunca çalışmadan çıkardığınız sonucu biri bana bir cümleyle özetlesin de gözüm açık gitmeyeyim, dedi.
    Bilginlerin en bilgini kralın kulağına eğildi ve,
    -İnsanlar tarih boyunca doğdular, çektiler ve öldüler, yaşamın anlamı ise…
     
    …derken kralın yorgun gözleri sonsuza dek kapandı.
     
    Keşke cümlenin sonunu duyma şansımız olsaydı. Ama belki de yaşam tek bir cümleye indirgenecek bir anlama sahip olmadığı için bu öykü böyle bitti.
     
    Belki de hayatın kendi başına bir anlamı yok. Hayatı anlamlı kılan onu yaşama biçimimiz. Bu anlam keşfedilebilir değil, yaratılabilir bir şey.
     
    Belki de kral, bir ağacın gövdesine sarılıp onun varlığında erimenin tadına varsaydı, bir tutam çalının taş duvarların yarıkları arasından yaşama verdiği selamı alsaydı veya coşkuyla şarkı söyleyip dans etseydi; yıllar boyu başkalarının yazdığı binlerce ciltlik kitabı beklemek yerine kendi yaşamının anlamını yaratırdı. Çünkü özgür bir sevgi ve içten bir coşku olmaksızın yaratıcılık mümkün değil.
     
    Ve yaşamın anlamı, en değişmez gerçeklik olan sonsuz değişim ve dönüşümün ritmini hissetmeden ve ona kendini sorgusuz sualsiz teslim etmeden yaratılamıyor ne yazık ki!
     
    Oysa çoğumuz değişim ve dönüşüme nasıl da direniyoruz! Öyle ki, yaşanan değişim olumlu bir olaya bağlı bile olsa, bedenimiz ve ruhumuzla stres yanıtı veriyoruz.
     
    Chicago Üniversitesi’nden Dr. Suzanne Kobassa, eş ölümünden tatile çıkmaya, yılbaşını yalnız geçirmekten evlenmeye kadar yaşamın olumlu ve olumsuz olarak kabul edilebilecek değişimlerinin, bir yıl geçtikten sonra insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştırdı.
     
    Araştırma sonuçları ilginçti. Olumsuz olması nedeniyle yaşadığı olaydan dolayı yüksek stres grubuna giren bazı kişiler sağlıklarını korurken, olumlu veya daha az etkileyici kabul edilen değişimlerden geçtikleri için düşük stres grubuna giren bazı kişilerin hasta olduğu gözlendi.
     
    Dr. Kobassa, strese rağmen sağlıkları olumsuz biçimde etkilenmeyen kişilerde bazı ortak özellikler saptadı: Bu kişiler yaşamsal önceliklerini biliyor ve buna göre bir yaşam planı oluşturuyorlardı. Yüksek özgüvenleri vardı. Dışarıdan dayatılan değil kendi içsel değerlerine göre şekillenen güçlü iç disipline sahiplerdi. En önemlisi de tembel ve atıl değil, aktif ve dinamik insanlardı. Yapılması gerekeni ertelemeden yapıyorlardı. İlginçtir ki, planlılık ve disiplin gibi değerler, yaşamsal değişimleri daha esnek algılama, böylece olası yıkıcı sonuçları önleme konusunda büyük önem taşıyordu.
     
    Tüm bu verileri yeniden gözden geçirecek olursak, yaşamla dans etmek yerine boğuşan ve yenilgiye uğrayan insanlar:
     
    - Yaşamlarının önceliklerini bilmiyor ve sağlıklı bir yaşam planı yapamıyorlar,
     
    - Özgüvenleri düşük,
     
    - İç disiplinleri olmadığı için olaylar karşısında kontrollerini kaybediyorlar,
     
    - Eyleme geçmek yerine yalnızca yakınıyor ve böylece tıkanıp kalıyorlar.
     
    Yukarıda vurguladığım gibi, yaşam ancak içine girilerek anlamlandırılabilecek bir şeyse ve en temel kuralı değişimse, değişime verdiğimiz sağlıksız tepki hem sağlığımızı bozuyor hem de yaşamı coşkulu bir serüven yerine, anlamdan yoksun, sıkıcı bir çile çekişe dönüştürüyor. Neşe, heyecan, sevebilme yeteneği sağlıklı tepkinin yansımalarıyken, öfke, korku ve şüphe sağlıksız direnişe işaret ediyor.
     
    Bana fiziksel veya ruhsal yakınmalarla başvuran tüm hastalarımda dikkat ettiğim ilk şey, onların yaşamlarında bir anlam olup olmadığı veya bunu arayıp aramadıklarıdır. Bu sorulara verilecek olumlu yanıtlar, hemen her defa şaşmaz bir biçimde yapacağım tedavinin başarı şansını öngörmeme yardımcı olur. Bazen de hastalarım bana sorar: ‘’Yaşamımı nasıl anlamlı kılabilirim?’’
     
    Onlara verebileceğim en iyi yanıt, kendilerince önemli, değerli, doğru amacı olan bir şeyi yapmaya başlamalarıdır. Yapacakları şeyi seçerken doğru önerilere kulak vermekle beraber başkalarının istek ve beklentileri yerine kendi ruhlarının sesini dinlemelerini, bunu yapmak için de kimsenin iznine ihtiyaçları olmadığını hep hatırlamaları gerektiğini söylüyorum.
     
    Eğer siz, ilahi bir lütufla taçlandırılıp, yaşama dair net bir amaç ve anlam duygusuyla doğmuş o küçük şanslı azınlığa dahilseniz, yürekten kutluyorum. Bu yazıyı okumak zaten bildiğiniz şeylerin bir tekrarı olacaktır büyük olasılıkla. Ama eğer siz de, insanlığın büyük çoğunluğu gibi bir amaç ve anlam boşluğu içindeyseniz, bu yazıda iyi haberler olduğunu fark etmişsinizdir umarım.
     
    Hiç birimizin, anlamın bir gün bir yerde bir şekilde karşımıza çıkması için beklememize gerek yok. Anlam, yaratılmak için sadece derin bir nefes alıp, cesaretle yaşama dalmamızı bekliyor.
     
    Siz ne bekliyorsunuz?

     

    ;
    Holistik Tıp Programlarımızdan Haberdar Olmak İçin Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!
    Bu sitenin içeriği, izinsiz kopyalanamaz. Anasayfa  ·   Biyografi  ·   Hastalıklar  ·  Yazılar  ·  Randevu  ·  İletişim
    Web Tasarım Data1

    Bu sitenin içeriği, izinsiz kopyalanamaz. 
     
    Anasayfa
     
    Biyografi
     
    Hastalıklar
     
    Yazılar
     
    Randevu
     
    İletişim

    Web Tasarım Data1