•   0 212 570 80 20
      0 552 223 98 97  



    Programlarımızdan
    haberdar olmak için sosyal
    medyada bizi takip edin.

      


    ZİYARETÇİ DEFTERİ
    Rugem Logo

    VAROLUŞSAL ANLAMSIZLIK - 5

     

    VAROLUŞSAL ANLAMSIZLIK - 5

     

    Doç. Dr. Şafak Nakajima

     

    ‘’Varoluşsal Anlamsızlık’’ yazı dizisinin bu bölümünü okumadan önce, mutlaka önceki bölümleri okumanızı öneririm. Linki tıklayınızhttp://www.safaknakajima.com/Pages/Articles

    Viktor Frankle, dört farklı toplama kampında üç yıl boyunca kalır.

    ‘’İnsanın Anlam Arayışı’’ adlı kitabında o dönemin adeta bir cehennem olduğunu ve her şeyin anlamsızlaştığını anlatır.

    Yaşam akıl almaz fiziksel ve ruhsal sıkıntılarla doludur.

    Kampta tifüs salgını başlar.

    Esir tutulan doktorlar olabildiğince, tifüs koğuşunda çalışmaktan kaçınırlar.  

    Frankle, kampta her nasılsa kısa bir süre içinde öleceğini bilmektedir.

    Bir doktor olarak olduğu yerde çürüyerek ölmek ya da öldürülmek yerine, hastalara yardım ederek ölmenin daha anlamlı bir ölüm olacağını düşünerek, tifüs koğuşunda çalışmak üzere gönüllü yazılır.

    Tifüs, bitlerle bulaşan ve lekeli humma adı da verilen ağır bir enfeksiyondur.

    Baş ağrısı, bitkinlik, bacak ve sırt kaslarında ağrı, vücutta lekeler, kalp ritmi bozukluğu yapan bu hastalık, böbrek yetmezliği , bilinç kaybı ve komaya da yol açar.

    Frankle hastalara bakarken, çok ağır bir tifüse yakalanır.

    Ateşler içinde günler ve geceler boyu acıyla kıvranır.

    Bilinci gidip gelirken zihnine, kendine geldiğinde ise bulabildiği kağıt parçalarına notlar alarak kitabını yazar.

    Lekeli hummada yükselen ateş, ya iyileşme ya da ölümle biter.

    On altı günün sonunda, Frankle iyileşir.

    Kampta gözlemlediği şey, bir amaca tutunanların, hayatta kalabildiğidir.

    Bir başka gözlemi, derinlikli bir ruh yapısına sahip içe dönük insanların, dışa dönük ve güçlü bireylere oranla hayatta kalmada daha fazla şansa sahip olduğudur.

    Çünkü böylesi insanların, dışarıda olup biten akıldışı zorluklardan kaçıp sığınabilecekleri bir iç dünyaları vardır.

    Frankle’ın kültürel birikimi ve içgörüsü ona, Spinoza, Schopenhauer, Nietzsche, Tolstoy ve Dostoyevsky gibi, felsefe ve edebiyat tarihinin devlerinden beslenerek direnme gücü kazandırır.

    İnsanın hayata tutunmasının, herşeyin geçici olduğunun bilincine varmasına ve kendisi için anlamlı olan bir konuda sorumluluk üstlenmesine bağlı olduğunu söyler.

    İnsan ömrü sınırlıdır.

    Ölüm bize bu sınırlılığı hatırlatarak, zamanın ve ömrün değerini gösterir.

    Dolayısıyla ölüm, hayatı anlamsız kılan değil, anlamlandıran bir gerçekliktir.

    Acı da öyle!

    Yaşamak acı çekmektir, yaşamı sürdürmek, çekilen bu acıda bir anlam bulmaktır.

    Eğer yaşamda bir amaç varsa, acıda ve ölümde de bir amaç olmalıdır.

    Ama hiç kimse, bir başkasına bu amacın ne olduğunu söyleyemez.

    Herkes bunu kendi başına bulmak ve bulduğu yanıtın getirdiği sorumluluğu üstlenmek zorundadır. 

    Geliştirdiği teoriye göre, kişinin yaşamında bir anlam bulma arayışı, insandaki temel güdülendirici güçtür.

    Anlam bulmaya başlarken, insan yaşamının ne olduğuna ilişkin sorularının yanıtlarını bulmuş gibi görünen insanlarla, bulamayan insanların yaşamlarını araştırmayı önerir.

    Yaşamın anlamına ilişkin soruların genel ifadelerle yanıtlanamayacağını, hiçbir insan ve hiçbir kaderin, bir başka insan ya da kaderle karşılaştırılamayacağını söyler.

    Frankle, geçmişin değişmezliğinden söz eder.

    Zamanın akışıyla toza dumana karışır gibi görünse de; yaptığımız herşey kalıcıdır.

    Bu günü ve geleceği şekillendiren şeydir, geçmiş…

    Dolayısıyla geçmiş, sonsuzdur; sonsuza şekil verendir…

    Gelecekse, şekillendirilmeyi bekler!

    Çoğu kez umutla!

    Peki, sorumluluk nedir?

    Frankle, sorumluluğu korkunç derin bir uçuruma benzetir.

    Ona ne kadar uzun süre bakarsak, başımız o kadar çok döner.

    Frankle’a göre, seçeneklerini fark edebilen insanın sorumluluğu sınırsızdır!

    Yaşamda kaldığımız sürece, tüm hatalarımız ve suçlarımızın sorumluluğunu üstlenme ve mümkün olabildiğince telafi etme olasılığımız vardır.

    Bu da geçmişin yani sonsuzun değişmesi anlamına gelir.

    Frankle için kamptaki en anlamlı sorumluluk, hayatta kalma sorumluluğudur.

    Ve bu sorumluluğun amacı, özgürlüğüne ve eşine kavuşmak, temelini attığı Logoterapi adlı psikoterapi programını hastalarıyla uygulamaya koyabilmektir. 

    Kampın dehşet dolu ortamında gelecek umudunu canlı tutabilmek için hayaller kurar.

    Kendisini iyi aydınlatılmış ve şık bir salonda, kamp deneyimlerini ve yaşamın acı ve zorluklarıyla nasıl mücadele edilebileceğini anlattığı konferanslarda büyük dinleyici kitlelerince coşkuyla dinlenen bir konuşmacı olarak hayal eder.

    Hayallerinde eşiyle konuşur, ona sarılır, gözlerinin içine bakar; adeta gerçek gibidir her şey.

    Yaşadıkları zordur; çünkü, insanı en çok yaralayan şey fiziksel acı değil, haksızlığın ve mantıksızlığın yol açtığı ruhsal ısdıraptır.

    Logoterapiye göre yaşamın anlamını üç farklı yoldan keşfedebiliriz der; Frankle:

    1. Bir eser yaratarak veya bir iş başararak,

    2. Önemli bir deneyim yaşayarak ya da bir insanla güçlü bağlar kurarak

    3. Yaşamdaki kaçınılmaz acılara karşı, cesaret, sabır ve sebatla bir duruş geliştirerek

    Bu üç yolun üzerine düşünmenizi öneririm!

    Bunlardan hangileri, anlam katmak üzere yaşamınızda var?

    Viktor Frankle’ın, insanın gelişimine dair umudu, romantik bir iyimserlik taşımaz; bize gerçekçi bir yol gösterir:

    "İnsan potansiyelini en yüksek noktaya çıkarmak istiyorsak, ilk önce bunun varlığına inanmamız gerekir. Aksi taktirde insan "sürüklenecek," yozlaşacaktır, çünkü insanın en kötüye yönelik bir potansiyeli de vardır. Potansiyel insanlığa olan inancımızın, bizi insancıl insanların bir azınlık olduğu ve belki de hep azınlık olarak kalacağı gerçeğine karşı köreltmesine göz yummamalıyız."

    Frankle’ın bu saptamasına ne dersiniz?

    İnsana dair umudunuzu yitirdiğiniz zamanlarda, hatırlamanızda fayda olan satırlar bunlar, kanımca!

    Çünkü bizler, sandığımız kadar yüce erdemlere sahip bir canlı türü değiliz, ne yazık ki!

    Anlam dünyamızın peşine düştüğümüz anlarda bile!

    Devam edecek…

    ;
    Holistik Tıp Programlarımızdan Haberdar Olmak İçin Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!
    Bu sitenin içeriği, izinsiz kopyalanamaz. Anasayfa  ·   Biyografi  ·   Hastalıklar  ·  Yazılar  ·  Randevu  ·  İletişim
    Web Tasarım Data1

    Bu sitenin içeriği, izinsiz kopyalanamaz. 
     
    Anasayfa
     
    Biyografi
     
    Hastalıklar
     
    Yazılar
     
    Randevu
     
    İletişim

    Web Tasarım Data1