•   0 212 570 80 20
      0 552 223 98 97  



    Programlarımızdan
    haberdar olmak için sosyal
    medyada bizi takip edin.

      


    ZİYARETÇİ DEFTERİ
    Rugem Logo

    VAROLUŞSAL ANLAMSIZLIK - 6

     

     

    VAROLUŞSAL ANLAMSIZLIK - 6

     

    Doç. Dr. Şafak Nakajima

     

    "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum."

    Meursault, huzurevinden gelen bir telgrafla, annesinin öldüğü haberini alır.

    İki saatlik bir yolculuktan sonra huzurevine ulaştığında, annesini son bir kez görmek, cenazenin başında beklemek istemez.

    Tabutun başında sigara ve sütlü kahve içer.

    Bunların hepsi; annesinin kaybından dolayı hiç sarsılmaması ve kayıtsızlığı, içinde yaşadığı toplumun normlarına aykırıdır.

    Albert Camus’nün, yüzyılın kitaplarından biri olarak kabul edilen ‘’Yabancı’’ adlı eserinin kahramanıdır, Meursault.

    O, Cezayir doğumlu bir Fransızdır.

    Ve ileride, annesinin cenazesindeki davranışları nedeniyle yargılanacaktır.

    Cenazeden bir gün sonra Meursault, sevgilisiyle beraber olur, birlikte denize girer, komedi filmi izler.

    Ona göre; sağlıklı bütün insanlar sevdiklerinin ölümünü az çok hayal eder.

    Marie adlı sevgilisi, çok neşeli ve sabırlı bir kadındır; tüm umursamazlığına karşı bu tuhaf adama aşıktır, onunla evlenmek ister:

    “Akşam, Marie beni görmeye geldi, kendisiyle evlenmek isteyip istemediğimi sordu. "Bence bir, ama istersen evleniriz," dedim. O zaman, kendisini sevip sevmediğimi öğrenmek istedi. Bir başka zaman da söylediğim gibi, "Bunun bir anlamı yok, ama herhalde sevmiyorumdur," diye karşılık verdim. "Öyleyse niçin benimle evleneceksin?" diye sordu. Bunun hiçbir önemi olmadığını, isterse evlenebileceğimizi söyledim. Zaten isteyen kendisiydi, ben sadece evet demekle yetiniyordum. O zaman, Marie, "Evlilik ciddi bir şeydir," dedi. Ben de, "Değildir," diye karşılık verdim. Bir an sustu, bana sessiz sessiz baktı. Sonra yine konuştu, "Aynı biçimde bağlı olduğun bir başka kadın sana aynı öneride bulunsa kabul eder miydin, onu öğrenmek istiyorum," dedi. "Elbette ederdim," dedim. O zaman, "Ben seni seviyor muyum acaba?" diye sordu. Ben de, "Bu konuda hiç düşünmedim," diye karşılık verdim. Yine sustuktan sonra, ne kadar tuhaf bir adam olduğumu, beni kesinlikle bunun için sevdiğini, ama belki günün birinde yine aynı nedenlerden ötürü benden nefret de edebileceğini mırıldandı. Bunlara ekleyeceğim bir sözüm olmadığı için susuyordum. Gülümseyerek kolumu tuttu, "Seninle evlenmek istiyorum," dedi. Ben de, "Ne zaman istersen evleniriz," dedim.”

    Yaşanan hiçbir durum, duygularını harekete geçirmez.

    Ne annesinin ölümü, ne sevgilisinin evlenme arzusu ne de müdürünün kendisini çalışmak üzere, Cezayir’den çok daha iyi koşullarda yaşayacağı Paris’ e gönderme teklifi…

    Bir gün, yanlışlıkla bir Arabı öldürür.

    Ona göre yanlışlıkladır çünkü savunmasında cinayete, Arabın çektiği bıçağa yansıyan ışığının gözünü alan parlaklığı nedeniyle, güneşin sebep olduğunu söyler.

    Cezayir’in Fransız işgalinde olduğu o günlerde, bir Fransızın, insan yerine bile konmayan Arap birisini öldürmesi, ceza almasını gerektirmez.

    Meursault, yargılama sırasında tamamen ilgisizdir; mahkemeye, görevlilere tepki vermez.

    Yalnızca ortamdaki fiziksel uyaranlara aşırı duyarlıdır.

    Kokulara, bunaltan sıcağa, ışığa, gürültü ve sineklere odaklıdır dikkati.

    Bu hep böyle olmuştur yaşamında:

    ”Sonunda, avukatım konuşmasına devam ederken bir dondurmacının çaldığı boru sesinin sokaktan ve bütün salonlardan, mahkemelerden geçerek bana kadar eriştiğini hatırlıyorum. Artık bana ait olmayan bir hayatın bütün hatıraları başıma üşüşüverdi. Evet, bu hayat bana ait değildi ama en küçük ve en güçlü mutluluklarımı ; sevdiğim mahalleyi,gökyüzünün akşamları aldığı her çeşit hali, Marie’nin gülüşlerini ve giysilerini o hayatta bulmuştum ben.‘’

    Avukatı, mahkemenin vicdanını harekete geçirmek için işe yarayacağını düşünerek, özel yaşamına dair sorular sorar.

    Cevapları, avukatını ve savcıyı şaşkınlığa sürükler.

    Annesinin ölümünün karşısında sergilediği ilgisizlik mahkemece, büyük bir ahlaki çöküş işareti olarak kabul edilir.

    Aynı sırada bir başka mahkemede, babasını öldüren birisi yargılanmaktadır.

    Savcı iddianamesinde, davranışının annesini manen öldürdüğünü, aynen babasının hayatına kasteden suçlu gibi, kendi kendisini insan topluluğundan kovduğunu söyler. Manevi ölüm, maddi ölümün öncülüdür ona göre. Cezası ona göre verilmelidir.

    Ve Meursault, soğukkanlı bir katil olmakla suçlanarak idama mahkum edilir.

    Ölüm cezasının asıl nedeni, işlediği cinayetten çok toplumun normlarına uymaması, herkes gibi davranmamasıdır.

    Mahkemenin, yalnızca toplumun değerlerini temsil ediyor olması sarsıcıdır ama ölüm yaşamın bir parçasıdır onun için:

    ‘’Herkes bilir ki hayat yaşamak zahmetine değmeyen bir şeydir, aslında 30 ya da 70 yaşında ölmenin önemli olmadığını bilmez değilim, çünkü her iki halde de başka erkekler ve kadınlar gayet tabii olarak yaşayacaklar ve bu binlerce yıl devam edecektir. İnsan madem ki ölecektir, bunun nasıl ve ne zaman olacağının önemi yoktur.’’

    Devam edecek…

    ;
    Holistik Tıp Programlarımızdan Haberdar Olmak İçin Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!
    Bu sitenin içeriği, izinsiz kopyalanamaz. Anasayfa  ·   Biyografi  ·   Hastalıklar  ·  Yazılar  ·  Randevu  ·  İletişim
    Web Tasarım Data1

    Bu sitenin içeriği, izinsiz kopyalanamaz. 
     
    Anasayfa
     
    Biyografi
     
    Hastalıklar
     
    Yazılar
     
    Randevu
     
    İletişim

    Web Tasarım Data1