•   0 212 570 80 20
      0 552 223 98 97  



    Programlarımızdan
    haberdar olmak için sosyal
    medyada bizi takip edin.

      


    ZİYARETÇİ DEFTERİ
    Rugem Logo

    HAK EDİLMEMİŞ UTANÇ



    Hak edilmemiş utanç duygusunu, en çok onlar hissederler…

    Küçücük bedenleri, yetişkinler tarafından cinsel tatmin amacıyla kullanılan insanlardır, onlar…

    Bazıları, yakın akrabalarının cinsel taciziyle, en büyük aile ihanetini, ensest adı verilen kâbusu yaşarlar…

    Çocuklukları çalınmıştır…

    Bir yanları masumiyete kucak açan aydınlık bir dünyada çocuksu bir sevinci yaşarken, diğer yanları, kafa karışıklığı, utanç ve acı dolu kapkaranlık bir dünyada esir kalır…

    Ruhları bölünür, parçalanır…

    En küçük kıvılcımın, çok uzun yıllar sonra bile taciz anılarını alevlere dönüştürdüğü bir zihinle yaşamaya mahkûmdurlar…

    Yetişkin olduklarında bile, sorumlusu olmadıkları geçmişin etkisiyle, kendilerine mutlu olma, değerli hissetme, başkalarına ve hayata güvenme, sevme ve sevilebilme şansı veremezler…

    Ve yaşananları, sonsuza dek saklanması gereken bir sır gibi, ağır bir yük olarak kalplerinde taşırlar…

    Çoğumuz başımıza gelmedikçe, bu sorunun ne denli dehşet verici bir derinlik ve sıklıkta olduğunu bilmeyiz…

    Oysa çocukluk çağı cinsel tacizinin, tahminlerin çok ötesinde yaygın olduğunu üzüntüyle öğreniyoruz, giderek...

    18 yaşına dek her üç kız çocuğundan ve her altı erkek çocuğundan birinin cinsel tacize uğradığını biliyoruz!

    Bu durum, bir çocuğun, yetişkin birisi veya kendisinden daha büyük bir çocuk tarafından, güç kullanarak veya güven unsurundan yararlanılarak, cinsel anlamda istismar edilmesi olarak tanımlanıyor.

    Onlar biziz veya içimizden birileri…

    Hepimiz bir zamanlar, kendimizden yaşça büyük insanlardan bizlere, şu uçsuz bucaksız dünyada yol göstermelerini, neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu öğretmelerini beklerdik.

    Cinsel istismara maruz kalan çocuklar da öyleydi…

    Onlar da, baştan kendilerine güler yüzle yaklaşan, sevgiyle dokunan, istedikleri şeyleri alan büyüklere inandılar, güvendiler.

    Bu inanç ve güven, tacizcinin giderek daha rahat hareket etmesinin anahtarıydı.

    Daha sonra çocuğu, yaşananları başkalarıyla paylaşmamaya ikna etmesinin, bunun, onların arasındaki bir sır olduğuna inandırmasının veya korkutarak susturmasının kapısını açan bir anahtar…

    Kapıdan sonrası ise, zorlu, kederli, çok uzun bir yolculuk…

    Cinsel istismar yolculuğu...

    Cinsel istismarın farklı biçimleri var!

    Bir kısmı, fiziksel temasla gerçekleşiyor. Çocuğa cinsel amaçla dokunmaktan, cinsel ilişkiye varan bir dizi davranış bu gruba giriyor.

    Çocuğu cinsel amaçla izlemekten, kendisini çocuğa teşhir etmeye veya yaşadığı cinsel ilişkiyi çocuğa seyrettirmeye kadar çeşitli davranış biçimleri ise, dokunmadan taciz kapsamına giriyor.

    Kimi istismar olayları ise, çocuğu pornografi veya fuhuş amacıyla kullanmaya kadar gidebiliyor.

    Burada durup bir noktanın altını çizmemiz gerekli.

    Akılcı düşünceyi hiç tanımayan veya zamanla terk eden toplumlar, sadece bilim, sanat ve felsefe üretememekle kalmıyor.

    Onlar, aydınlanmış toplumların ürettikleri bilgi ve buluşlara muhtaç oluyorlar.

    Nüfusu kontrolsüzce artan, estetik ve zarafetten yoksun yerleşim alanlarının mimarı oluyorlar.

    Böylesi toplumlar aynı zamanda, kadınları da aşağılıyor, baskılıyor, erkeğin hizmetinde ikinci sınıf bir varlığa indirgiyor.

    Ülkemizde giderek, kadına yönelik şiddetin tırmandığı, artık saklanamaz bir gerçek.

    Bu şiddet, evlilik adı altında, korkunç bir çocuk cinsel istismarını da içeriyor, maalesef!
    Şu çok yakın tarihli gazete haberine göz atalım:

    ''Siirt’in Pervari ilçesinde, 12 yaşında görücü usulüyle evlendirilen ve 13’ünde anne olan 14 yaşındaki Kader Erten, bir süre önce erken doğumla dünyaya getirdiği ikinci çocuğunun ölümünün ardından evinde silahla vurulmuş halde bulundu. Yaklaşık 2,5 yıl önce Van’ın Çatak ilçesinde yaşarken, ailelerin onayı üzerine Mehmet Atak ile evlendirilen Kader Erten, Siirt’in Pervari ilçesine bağlı Düğümcüler köyüne gelin olarak geldi. Resmi nikâhsız eşi Atak’ın ailesiyle yaşamaya başlayan Kader Erten, 13 yaşında anne oldu.'' Hürriyet Gazetesi (13 Ocak 2014)

    Bundan daha dehşet verici bir çocuk cinsel istismarı örneğinin, dünyada çok da fazla olamayacağı kanısındayım.

    Pedofilinin (çocuk sevicilik) bu şekilde normalleştirilmeye çalışılması, insanlık adına bizim utancımız.

    Çocukların cinsel istismarının en sıklıkla, az gelişmiş, ekonomik imkânları sınırlı, eğitimsiz insan topluluklarında görülmesi, sorunun sosyoekonomik boyutunu ne denli önemsememiz gerektiği gerçeğini yüzümüze vuruyor.

    İşsizlik ve yoksulluk, alkol, madde kullanımı ve şiddeti teşvik ediyor. Sağlıklı düşünmeyi ve davranmayı engelliyor.

    Bu sorunu yaşayan çocuklar içine kapanabiliyor, üzgün, öfkeli veya çekingen hale gelip, sebepsiz ağlayabiliyor, okul başarıları düşebiliyor.

    Kendilerine zarar verecek davranışlar sergileyebiliyorlar.

    Cinsel istismara uğrayan çocuklar, yetişkin yaşlara geldiklerinde, pek çok ruhsal ve bedensel sorun yaşayabiliyorlar:

    Özgüvensizlik

    Yakın ilişki kurmada zorluklar

    Çocuk sahibi olmaktan kaçınma

    Yalnız kalma ve yaşamdan kaçma eğilimi

    Baş, boyun, mide ağrılarından, hormonal sorunlara uzanan sayısız fiziksel yakınma

    Baş edilemeyen keder, korku ve öfke duyguları

    Uykusuzluk, panik atak, depresyon, intihar düşüncesi veya kendine zarar verme eğilimi

    Alkol, sigara ve uyuşturucu bağımlılığı

    Aşırı yeme veya hiç yememe, blumi (yediklerini çıkarma)

    Cinsel istek veya fonksiyon sorunları

    Hafıza boşlukları

    Ruhuyla bedeni birbirinden ayrıymış veya beynini ve bedenini tamamen uyuşmuş gibi hissetmek.

    Bu yakınmalar büyük ölçüde, istismara uğrayan çocuğun, normal psikolojik gelişiminin aksamasından kaynaklanıyor.

    Çocukların gelişme yıllarında, güven ve huzur dolu bir ortamda yetişmeleri, düş ve özlemlerinin desteklenmesi, onların ileride, kendilerine ve hayata saygılı, güven dolu yetişkinler olabilmelerinin olmazsa olmaz koşulu, en temel insan hakkı.

    Cinsel istismar, bu en temel hakkı çocukların elinden alıyor!

    Onların normallik algısının gelişmesini engelliyor.

    Duygularını bastıran, kendisinden utanan yetişkinler haline gelmesine yol açıyor.

    Kimi mağdur, mükemmel olmak için kendisini acımasızca kamçılayarak, tacizin acısını telafi etmeye çalışıyor.

    Çoğu yaşananlardan dolayı kendini suçluyor, bunun çok mantıksız olduğunu bilse bile.

    Ne yazık ki kimiyse, duygularını yönetemiyor, saldırganlaşıyor ve daha da kötüsü, kendisi de bir tacizciye dönüşebiliyor.

    Kendisinden ve insanlardan nefret ediyor.

    Eğer taciz eden kişi, ebeveyn veya kardeş gibi çok yakın birisiyse, sadece tacizciye değil, onu korumayan diğer aile büyüklerine yönelik de büyük bir acı ve öfke hissedebiliyor.

    Çoğu mağdur, iyileşebileceğine inanamıyor.

    Oysa iyileşmek mümkün.

    Utançtan sıyrılmak, özgüven kazanmak, hayata ve insanlara güven duymak, yaşamaya yeniden başlamak mümkün.

    Sabırla ve şefkatle sağlanan duygusal, zihinsel ve fiziksel destek, mağdurun, bu hiç de hak edilmemiş kâbustan uyanmasına yardım edebiliyor.

    Aile içi cinsel istismardan, sözde ''toplum onaylı'', evlilik adı altında yaşatılan istismara kadar her tür çocuk cinsel istismarının, hepimizi yakından ilgilendiren bir gerçeklik olduğunu bilmemiz gerekiyor!

    Ve bu dehşet verici durumun, başka çocuk yürekleri öldürmesine engel olma sorumluluğunu, hepimiz omuzlarımızda taşıyoruz!

    ;
    Holistik Tıp Programlarımızdan Haberdar Olmak İçin Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!
    Bu sitenin içeriği, izinsiz kopyalanamaz. Anasayfa  ·   Biyografi  ·   Hastalıklar  ·  Yazılar  ·  Randevu  ·  İletişim
    Web Tasarım Data1

    Bu sitenin içeriği, izinsiz kopyalanamaz. 
     
    Anasayfa
     
    Biyografi
     
    Hastalıklar
     
    Yazılar
     
    Randevu
     
    İletişim

    Web Tasarım Data1