ÖFKEYE DAİR
Doç. Dr. Şafak Nakajima
Öfke, sınırlarınızın, değerlerinizin veya eylemlerinizin sorgulandığını ya da eleştirildiğini hissettiğinizde ortaya çıkan doğal ve insani bir tepkidir. Trafikte yolunuzun kesilmesi, önemli bir randevunun son anda iptal edilmesi veya birinin size kaba davranması gibi dış etkenler öfkenizi tetikleyebilir. Bazen de öfkenin kaynağı tamamen içinizdedir; örneğin bir sınavda istediğiniz başarıyı elde edemediğinizde ya da saati kurmayı unuttuğunuz için uçağınızı kaçırdığınızda kendinize öfkelenirsiniz. Ölçülü olduğunda öfke, motivasyon sağlayarak sizi harekete geçirir; ancak yoğun, sürekli ve kontrol edilemez bir hâle geldiğinde hem size hem de çevrenizdeki insanlara zarar verebilir.
Öfke sanıldığı gibi her zaman patlayıcı değildir. Öfke bir duygu iken, saldırganlık bu duygunun dışa vurulmasıdır. Öfke insanların zor durumlarla baş etmelerine yardımcı olan doğal bir tepki iken, saldırganlık kontrolsüz ve zarar verici davranışlara dönüşerek ilişkileri ve toplumsal düzeni olumsuz etkiler. Bazı insanlar öfkelerini doğrudan ifade etmek yerine pasif-agresif biçimde dışa vurur. Bu durumda kişi, çatışmadan kaçınmak için öfkesini bastırmaya çalışır; örneğin eşyalarını izinsiz alan biriyle açıkça konuşmak yerine eşyalarını gizler. Rahatsızlığını ifade etmediği için karşı taraf aynı davranışı tekrar eder ve çözümsüz kalan durum zamanla birikir. Bastırılan öfke ise beklenmedik bir anda ve yanlış kişiye yönelerek patlayabilir. Buna karşın öfkenin sağlıklı biçimde ifade edilmesi, kişinin kendi duygusunu tehditkâr olmayan, kendinden emin bir dille karşı tarafa aktarması ve gelecekte benzer durumların nasıl önlenebileceğine dair yapıcı öneriler sunmasıyla mümkündür.
Öfke ile sağlık arasında güçlü bir ilişki vardır. Yüksek düzeyde öfke, vücutta stres hormonlarının salgılanmasına neden olur; bu hormonlar uzun vadede kalp hastalıkları, sindirim sorunları ve bağışıklık sisteminde zayıflamaya yol açabilir. Bazı insanlar öfkeyi bastırmak için alkol ya da madde kullanımına yönelir ve bu durum sorunları daha da karmaşık hâle getirir. Duyguların ifade edilmesi, aslında bir sanat eserini izleyenlerle paylaşmaya benzer; doğru sözcükleri seçmek ve duygunun özünü yansıtmak gerekir. Ancak bu ifade becerileri çoğu zaman çocuklukta öğretilmediği için birçok insan yetişkinlikte duygularını sağlıklı biçimde aktarmakta zorlanır.
Öfke yönetimi eğitimi, öfkenin anlaşılması, değerlendirilmesi, uygun biçimde ifade edilmesi ve etkili şekilde yönetilmesini içerir. Amaç öfkeyi bastırmak değil; tanımak, anlamlandırmak ve dönüştürmektir. Aristoteles’in şu sözünü hatırlamak da bu süreçte yol gösterici olabilir: “Herkes öfkelenebilir — bu kolaydır. Ancak doğru kişiye, doğru düzeyde, doğru zamanda, doğru amaç için ve doğru şekilde kızmak — bu herkesin gücü dahilinde olmadığı gibi kolay da değildir.”
“Tüm Hakları Saklıdır”

